Rekabetçi Kentlerde İnovasyon

Küresel ekonomik yapı içerisinde kentlerin rolü gittikçe büyürken,  kentler kalkınmanın da ana unsurları olmaya devam ediyorlar. Ulusal kalkınma programları yerelden başlayarak kalkınma stratejilerini gündeme alırken yerel yönetimlerde ekonomik potansiyellerini gerçeğe dönüştürecek projeler peşindeler.

Bir kent, firmalarının ve endüstrilerinin iş oluşturmasına, üretkenliğini arttırmasına ve zaman içinde vatandaşların gelirlerini artırmasına yardımcı olması durumunda rekabetçi kent sayılıyor. Bu durum; kalkınmanın başlıca zorluluğu olarak, şehirleri rekabetçi hale getirmeye doğru itiyor.

Günümüzde kent rekabetçiliğini besleyen en önemli unsur inovasyondur. Yüksek katma değerli ürünlerin ve servislerin daha verimli üretilmesi beraberinde prodüktivite ve refahı getiriyor. Bunun için, ekonomik büyümenin ana aktörü kentlerde yaratıcı ve gelişmiş sanayilerin oluşumunu sağlayacak ortamlar için koşullar oluşturulmaya çalışılmaktadır.

Bu noktada, kentler kentsel inovasyon ekosisteminin büyümesi ve sürdürülebilirliği için her geçen gün kendini geliştiren teknoloji ile yeniliklerin merkezi olarak ortaya çıkıyor. Geleneksel üretim ve rutin bilişsel beceriler işlevlerini yitirerek yeni istihdam ve büyüme kaynaklarının oluşmasını sağlıyor.

Bilişim teknolojilerinin ön plana çıktığı bilgi ekonomileri eksenli yeni rekabet ortamında kentler odak noktası olarak yer almakta ve rekabet güçlerinin elverdiği kadar küresel ağlara eklenebilmektedirler. Bu kapsamda; bölgeler arası gelişmişlik düzeylerini gidermek üzerine kurulan standart reçetelere dayalı olan geleneksel bölgesel politikalar yerini bölgelerin rekabetçiliği üzerine yoğunlaşmış yenilikçi stratejilere bırakmıştır.

Artık beyin gücü, rekabetçi bir küresel ekonomi çerçevesinde refah temeli olarak kas gücünü değiştirmiştir. Başarının en önemli unsuru bilginin paylaşımı çağın en önemli rekabet unsuru haline gelmiştir. Dünyanın dört bir yanındaki inovasyoncu toplulukların katalizörlerine baktığımızda; ekip, inovasyon merkezleri, inkübatörler, yapım alanları ve fab laboratuarları gibi bir dizi alan içerisinde rekabetçi kentler için genel olarak ekonomi çapında reformlar yürütürler. Aynı zamanda ticarete konu olan yerel sektörlere yakın ilgi gösterirler ve belirli sektörlere ve yatırımcılara yönelik özel girişimlerde bulunurlar.

Bu yüzden kentsel rekabetin odak noktası yenilikçi yerel kalkınma anlayışında, yerel gelişme politikaları ile inovasyon kapasitesi belirlenerek, girişimcilik artırılarak ve insan sermayesi ve sosyal sermaye geliştirilerek, bölgelerin rekabet gücü artırılmalıdır. Bölgelere doğrudan yardımlar yerine bölgenin kaynaklarını harekete geçirerek sürdürülebilir bir gelişme sürecini tetikleyecek ve rekabet gücünü artıracak politikalarla uyumlu yardım araçları oluşturulmalıdır. Bu doğrultuda kamu yatırımlarının ana hedefleri arasında; geleneksel ve yenilikçi altyapı yatırımları, bilim ve teknoloji parkları, araştırma enstitüleri, teknoloji merkezleri tarafından sağlanan hizmetlerin geliştirilmesi gerekmektedir. 

Özellikle bölgenin arz yapısının güçlendirilmesi, bölge dışından yatırımcıların çekilmesi, karar verme sürecinin yerelleşmesi, bölgeye özgülük, insan sermayesi, sosyal sermaye, yerel iş kültürü, bilgi transfer ağları, üretim faktörleri ve sisteminin kalitesi, bölgesel deneyimlerden öğrenme, yenilikler  gibi kavramlar, rekabetçi bölgeler veya kentler yazınında gittikçe öne çıkmaktadır.

Bugün şehirlerdeki yenilikçi yatırımlar gelecek için şarttır. Bir kez inşa edildiğinde, bir şehrin yapısı kolayca yeniden şekillendirilemez. Gelecekteki genişlemenin planlanamaması, muazzam kaynaklara ve on yıllarca düzeltilmesi gereken büyük verimsizliklere yol açabilir. Bu yüzden iyi bir yönetişim yoluyla stratejik şehir planlaması, genişleme planını planlama, kentsel fırsatlara ve olanaklara yardımcı olur. Kentler için iyi yönetişim, hem ulusal düzeyde hem de özellikle büyük metropol bölgelerde, şehir düzeyinde idari sınırlar boyunca desteklenen karar alma sürecini içermektedir.

Doğru zamanda doğru projelerin uygulanması başta yerel ekonomiler olmak üzere kentsel ve ulusal ölçekte ekonomik büyüme ve kalkınma için de eşsiz fırsatlar meydana getirir. Ana hatlarıyla mikro ekonomik düzeyde firmalar arasında yaşanan üretim, verimlilik ve kar odaklı rekabet ortamı makro düzeyde bölgeler ve kentler için sürdürülebilir ve yüksek yaşam kalitesi sağlamaktadır.

Sonuç olarak, günümüzde teknolojik gelişmeler, kalkınma politikalarındaki yeni yaklaşımlar, yeni ve yenilikçi üretim süreçleri, kısıtlı kaynaklardan pay alma gibi amaçlarla küreselleşme ve yerelleşme hareketleri merkezlerine kentleri almışlardır. Küreselleşen ulusal sınırların gittikçe belirsizleşmesiyle bir bütünün parçası olmaktan çıkan kentlerin başarılı ve sürdürülebilir olabilmesi için daha çok yatırıma, daha çok katma değer üretmeye, yeni kalkınma stratejilerine ve yenilikçi yatırımlara ihtiyacı var.

Şehir Planlama, Kalkınma, Stratejik Plan, Bölge Planı, Yerel Kalkınma, Ekonomi, Mehmet Gürbüz